Haydi çocuklar bırakın bilgisayarı, oyuna koşun!

 

EVDEN çıkmanın, temiz hava almanın, hareketin tam zamanı. Dört duvar arasında, bilgisayardan, teknolojik oyuncaklardan çocuklarınızı kurtarıp, açık havada akranlarıyla ya da sizinle oyun oynamasını sağlamak için daha ne duruyorsunuz?

Unutmayın bu oyunlar hem çocukların bedenine, hem de ruhuna iyi geliyor.

HAVALAR ısındı, okullar da tatil. Evden çıkmanın, temiz hava almanın hareketin tam da zamanı. Dört duvar arasında, bilgisayardan, teknolojik oyuncaklardan çocuklarınızı kurtarıp, açık havada akranlarıyla ya da sizinle oyun oynamasını sağlamak için daha ne duruyorsunuz?

Unutmayın bu oyunlar hem çocukların bedenine, hem de ruhuna iyi geliyor. Oyun, uzmanlara göre çocuğun dünyaya gelmesiyle eş zamanlı olarak başlayan bir etkinlik. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Yrd.Doç.Dr. Tülin Şener’e göre, çocuklar anne karnında bile oyun oynuyorlar. Oyunun en büyük yararı ise “Bedensel olarak, tutma, bırakma, itme, çekme, atlama, zıplama, koşma, yuvarlanma gibi küçük ve büyük motor beceriler üzerinde inanılmaz etkisi” olması. Yrd.Doç.Dr. Tülin Şener, “Çocuk, oyunla bedeni üzerinde gittikçe gelişen bir kontrole sahip oluyor. Oyunun çok küçük çocuğun bile zihinsel gelişimi üzerinde etkili olduğunu söylemek gerekir” diyor. Şener, çocuk ve oyun üzerine sorularımızı şöyle yanıtlıyor:

Bebekken de mi oyun oynarlar?

-Evet. Bebek alıştırma oyunları oynar, önce kendi bedeni üzerinde başlayan, giderek dış dünyaya yönelen egzersizlerdir bunlar. Örneğin ellerini açar kapatır, bacaklarını karnına çeker iter, dönencesine ayağıyla vurur, sesleri tekrar eder. Bu egzersizler onun dış dünya ile kendi içinde bir denge kurmasını sağlar, bu denge zihinsel şemaların yeniden tasarlanmasını sağlar.

Büyüdükçe oyun şekli değişebiliyor mu?

-Çocuk büyüdükçe tasarımlar şekil değiştirir. Mış gibi yapmaya başlar, anne olur, öğretmen olur, pilot olur… Nesneleri başka şeyler yerine kullanır. Sopayı at yapar, kaleme “alo” der. Başkalarının bakış açılarından bakar, empati kurar. Hayali nesneler ve kişiler onun imgelemini güçlendirir. Biraz daha büyüdüğünde artık dünyayı daha somut biçimde anlamaya başlar. İlişkileri, kuralları, değerleri keşfeder. Bütün bunlar oyun sırasında net biçimde gözlemlenebilir. Artık saklambaç oynarken, kaça kadar sayacaklarını, hangi alanda

gizleneceklerini ve ebenin nasıl seçileceğini kendileri karar verebilirler. Bu ahlak gelişimi için de önemlidir.

Bedensel ve zihinsel olarak oyunun çocuk gelişimi üzerinde etkisi bu kadar büyük mü?

-Oyun, sadece bedensel ve zihinsel olarak değil, elbette duygusal olarak da çocuğun yaşamında işlev görür. Hem başkalarının duygularını ve isteklerini anlaması, saygı

duyması açısından, hem kendi kimliğini geliştirmesi açısından etkilidir. Eş zamanlı olarak stres, yorgunluk, kıskançlık ve başka duygusal baskıların oyun yoluyla azaldığını biliyoruz.

Ya sokak oyunları? Onların da bu kadar faydası var mı?

-Aslında aktardıklarım sokak oyunlarının bedensel gelişim üzerindeki etkisini özetledi. Sokak oyunları hareketlidir, hız ister, güç ister. Bu nedenle çocukları fiziksel olarak bir ivmeye zorlar. Aynı zamanda rekabet gerektirir. Bu da onları daha hızlı ve çevik olmaları yönünde motive eder.

Ama çocuklar eve kapanıyor ve sokak oyunları unutulmuyor ya da ilgi azalmıyor mu?

-Sokak oyunlarına ilgi azalıyor mu, bundan emin değilim. Çocukları sokağa bıraksanız, saatlerce bıkmadan oynarlar. Bu ilginin azalmadığını gösterir aslında. Ama çocukları sokağa bırakamıyoruz. Çünkü artık sokaklar eskisi kadar güvenli değil. Kalabalıklaşan şehir hayatı, trafiğiyle, gürültüsüyle, hava kirliliğiyle, bitmeyen inşaat alanlarıyla, tanımadığımız insanlarıyla çocukların çevrelerini sarmalamış durumda. Sokak aralarında yeterli oyun alanları/oyun parkları yok. Okul bahçeleri yeterli değil. Anne-babalar için sokak risklerle ve tehlikelerle dolu. Bu nedenle de sokakta oynanan oyunlar nitel ve nicel olarak değişmekte. Kuşaktan kuşağa aktarılan oyun sayısı da aynı nedenle azalmakta. Çocuklara oyun konusunda rehberlik etmeliyiz

Sokakta oynamaya çocukların zamanı da kalmıyor. Ne öneriyorsunuz?

-Çocuklar, okulları evlerinden uzakta olduğu için servisle gidip gelmek zorunda kalıyor. Aynı zamanda tüm günlerini alan okul nedeniyle çocukların sokakta oynayacak vakti kalmıyor. Üstüne sınav kaygısı da buna eklenince sokakta oynamak yerine test çözmek daha “akıllıca” görünüyor. Evde çocuklara arkadaşlık eden televizyon ve bilgisayarlar da cabası. “Gerçek” oyun arkadaşının yerini, “sanal” arkadaşlar dolduruyor. Ama bu çağ böyle bir çağ. Çok eleştirmek yerine, artıları eksileri iyice tartıp, çocukların bu araçları en iyi biçimde kullanabilmeleri için rehberlik etmeliyiz.

Çocuklar sokakları bıraktı, eve mi kapandı?

-Sanırım öyle oldu. Çocuklar sokakta toplumsallaşmak yerine evde bireyselleşiyorlar. Evin önünde, kenarında, kıyısında güvenli oyun alanları varsa ne ala. Ana baba ya da bakıcı kontrolünde küçük yaştaki çocukların parkta oynamalarına izin veriyoruz ama yaş büyüdükçe, ana baba olarak biz de başlarında beklemek istemediğimizden, dışarı çıkmasına izin vermiyoruz. Evde internette gezinmesi ya da oyun oynaması daha güvenli geliyor. Günümüz çocuğu da zaten dışarıda yakantop oynamak gibi bir alışkanlığı olmadığı için ekran başında olmayı tercih ediyor.

Sokakta hangi oyunlar oynanıyor?

-Klasik olarak, her yörede, her yaşta oynanan oyunlar geliyor aklıma. Örneğin saklambaç, evrensel bir oyun, ya da ip atlama, bütün dünyada görürsünüz. Yakantop, istop, seksek gibi başka kurallı oyunlar. Ya da basketbol, futbol gibi spor oyunları. Kuka, yerden yüksek, mendil kapmaca. Şarkılı-tekerlemeli oyunlar. Başka birçok oyun çeşidi var. Hepsinde benzer etkileri sayabiliriz. Öncelikle çocuk sosyalleşiyor. Başka çocuklarla paylaşıyor, işbirliği yapıyor. Rekabet ediyor. Kuralların olduğunu ancak gerekli durumlarda değişebileceğini kavrıyor.

Kazanmak kadar kaybetmenin de doğal olduğunu anlıyor. Başkalarının haklarını, isteklerini, ilgilerini dikkate almayı öğreniyor. Sokak herkesin. “Öteki”lerle beraber olmaya alışıyor. Kendi sınırını, yapabileceklerini, yapamayacaklarını keşfediyor. Kendi sınırlarını zorluyor.

Bedensel olarak gelişiyor. Bütün gün okulda ya da evde kapalı ortamda zaten, dışarıda nefes alıyor.

 

0 Yorum

Yorumla